04 Kasım 2009 Çarşamba

AH,BU KADINLAR !!!!!!!!!!!!


Bir kadına ne verirseniz verin,
onu daha da büyük hale getirir...

O'na bir gülücük verirseniz, size kalbini verir.

O'na bir ev verirseniz, size bir yuva verir.

O'na sebze verirseniz, size yemek verir.

O'na bir şarkı söyleyin, size konser verir.

O'na sperm verirseniz, size bir çocuk verir.

O'na değer verirseniz, size ömrünü verir.

Kendisine verileni çarpıp çoğaltarak mutlaka geri verir!
İşte bu yüzden ona çamur atarsanız,
karşılığında bir bataklıkta bulmaya hazır olun...

Teşekkürler HEYEMOLA

NOT: Aynı fikirde olmak zorunda değilsiniz ;)
..............................................................................................................



Kadınların serüvenleri bitmez....

Kadın akşam işten çıkar. Çocuğu yuvadan alır. Markete geçer ıspanak alır. Koştura koştura eve döner. Çocuğu soyar, elini yüzünü yıkar.Kendi üstünü değiştirir. Mutfağa koşar. Bir yandan ıspanakları yıkar bir yandan çocuğun sorularına ve ihtiyaçlarına cevap verir.Bir yandan sofrayı hazırlar… O DA NE YOĞURT ALMAYI UNUTMUŞTUR! Yoğurtsuz ıspanak olmaz Hemen kocasını arar.
Kocadan Kocaya değişen cevaplar:
1) Ben geç geleceğim. Toplantım var. Yoğurtsuz yiyin ( laçkalaşmış koca)2) Ben geç geleceğim Çok üzgünüm, tühhhhhh şimdi ıspanak da yoğurtsuz olmaz ki. E, yoğurt getireyim kapıdan bırakayım hemen döneyim, toplantı bu, kaçırsam olmaz. Mazallah dağlara taşlara işten atılma sebebim olur, sonra yoğurt dökecek ıspanak bile bulamayız.( aldatan koca ya da eve gelmemek için bahane arayan koca ,ama bi yandan da vicdanı sızlayan koca..)
3) Aradığınız numaraya şu anda ulaşılamıyor……… (İşte bu aldatan koca)
4) Mendebur kadın ıspanağı aldın da yoğurdu niye almadın! (”kazma” tipi koca )
5) Igggghhhh yine mi ıspanak. Otlaya otlaya sığır olduk (”kalas” tipi koca)
6) Tamam alırım (monotonlaşmış koca)
7) Tamam alırım başka bir şey lazım mı? ( Normal koca)
Tamam hayatım alırım başka bir isteğin var mı? (İdeal koca)
9) Aman canııım, ıspanakla mı uğraştın?Yapmadıysan bırak ya dışardan söyleyelim ya da dışarıda yiyelim (Yok böyle koca)

.......................................................................................................

Kadınlar neden bilgisayara benzerle?


1. İkisi de elektrik almak ister.. 2. İkisi de hiçbir şey yapmıyormuş gibi gözükse de arka planda kullanıcıdan habersiz bir çok iş yürütür..
3. İkisinde de ne kadar çok paranız varsa o kadar iyi ‘donanım’lısına sahip olursunuz.
4. İkisinin de durup dururken niye bozulduğunu anlayamazsınız.
5. İkisi de alışkanlık yapar
6. Verim almak için ikisine de nazik davranmak gerekir.
7. Ne kadar iyisini alırsanız alın 2-3 sene sonra daha iyisi çıkacağı için değiştirmek istersiniz.
8. İkisi de erkekler için olmazsa olmazdır
9. İkisini de ne kadar iyi kullanırsan kullan sonunda saç baş yolduran cinslerdir.
10. İkisi de belirli aralıklarda error verir.
11. İkisi de hassastır sağı solu pek belli olmaz bir hard disc yakar diğerinin migreni tutar.
12. İkisi de bozulduğunda hiçbir dediğinizi yapmaz
13. Ve en önemlisi ikisinin de hafızası çok güçlüdür hiçbir şeyi unutmaz. O yüzden dikkat etmek gerekir
Biraz gülümseyelim istedim ve netten bulduklarımı paylaştım sizlerle....

Kadınlar ve erkekler konusu hep gülümsememize sebep olsa keşke....



03 Kasım 2009 Salı

Bilgisayarı mı kırmalıyım,yoksa oğlumun kafasını mı?

-" Oğluuummm,kapı çalıyor,bakar mısın?"
-"......................."
-"Kime söylüyorum ki? Kendin konuş kendin dinle!"

Kulağına takıyor mp3 'ünü,bilgisayara dalıyor....Biri girip beni boğazlasa,saatler sonra görecek,ya da kokacam ki ancak burnuna gelen kokuyla kalksın o meretin başından...
Yemeği bile son zamanlarda,Pc başında yiyor.

-"Ne olur anneeee,oyunu bırakamıyorum.Lüfffeennn..."

Yüzümün şeklini görünce de;
-"Valla,derslerim de iyi olacak annemmm".diye..gelip sarılıyor...

Ben de;
-"O nasıl söz oğlum,zaten deveden kuş mu olurmuş.Satarız bu evi,tavuk çiftiği alırız.Onlara bir şey olmaz !"deyince,kendini yerlere atıyor,karnını tutarak.Gülme krizine giryor.

-"Diyeceğimi sanıyorsan aldanıyorsun oğlum"diye devam edince de;

-"Biliyorum,biliyorum.....Ve seni çok seviyorum ANNEMMM!"
-"TABİ,TABİ BİLMEZ MİYİM!"
Bu da,işin yıkama yağlama kısmıydı...


Bilgisayar başında ölecek bu gençler.....
Ya da,bilgisayardan başını kaldırmayan oğlunu öldüren anne olarak üçüncü sayfalarda yer alacağım....

02 Kasım 2009 Pazartesi

Bir diyalog (!) .....



19 Mayıs 1919


-Yav bırak Mustafa abi yaa, sen mi kurtarıcan memleketi Allah aşkına!

- Ama işgal zırhlıları...

- Boşver şimdi sen işgal zırhlılarını filan.... Gün gelir, memleketin malını mülkünü tapusuyla İngiliz'e satar bunlar.

- Yok canım!

- Yeminle söylüyorum, İngiliz vatandaşı bakan bile getirip koyarlarsa şaşma.

- Ama ahval ve şerait...

- Güzel abim yaranamazsın. .. Bak şimdi binicez bu dandik gemiye, taaa Samsun'a gidicez, savaş, boğuş, kendimizi paralayacağız, diyelim becerdik, devrim mevrim, anlata anlata dilinde tüy bitecek, sonra sen kahırdan ölücen, önce biraz ağlıycaklar , sonra gene "Son Osmanlı Padişahı" diye pankart açacaklar, mezarında dönücen.

- Saltanat kalsın diyosun yani...

- Alışmadık kıçta don durmaz abi, egemenlik megemenlik vereceğine, iki çuval kömür ver, daha iyi... Aha buraya yazıyorum, açlıktan nefesleri kokarken padişahlarına saltanat uçakları alırlar, bu gemiyi de jilet yaparlar, söylemedi deme.

- Efkarlandım be...

- Yakma o cigarayı gözünü seveyim, yarın öbür gün belgesel yaparlar, keş gibi gösterirler seni haberin olsun.

- Hal çaresi nedir peki?

- Al padişahın kızını, yırtalım.

- Millet ne olacak?

- Onlar da ulemaya sorsun artık ne olacaklarını, bize ne, kendi düşen ağlamaz.

- Laik olmasınlar mı, birey olmasınlar mı , kendi lisanları olmasın mı, şıhlara şeyhlere mi bırakalım kaderlerini?

- Bak ne güzel söylüyorsun, kader der geçerler, takalım takkemizi bakalım dalgamıza, iş çıkarma başımıza...

- İyi de, yazık olmaz mı?

- Asıl bu yaptığını yaparsan yazık olur... Bazıları sana inanacak, etkilenecek, senin fikirlerini yaşatmaya kalkacak, hayatları kayacak, evleri basılacak, içeri tıkılacaklar, kimine saçını örtmediği için fahişe diyecekler, kimine milletin malını Arap'a satmayın dediği için komünist diyecekler, kimine Ne Mutlu Türküm Diyene dediği için faşist diyecekler, darbeci diyecekler.. . Yorma ahaliyi, kula kulluk edelim, rahat edelim.

- Yok arkadaş, ben bi deniycem.

- E sen bilirsin abi..
...............................................
Teşekkürler arkadaşım.....

28 Ekim 2009 Çarşamba

Cumhuriyetimiz daima yaşayacaktır!

Tıklayın , sadece seyredin ve dinleyin lütfen....
http://video.google.com/videoplay?docid=-7548543120460393751#



Banu Avar,bu programdan sonra işten atıldı....

27 Ekim 2009 Salı

Eskileri değerlendirmiştim bir zamanlar...Etkinliği duyunca katılayım dedim....

Ben,evdeki tüm eski eşyaları atmayı seven bir insanım.
Ama ,yanlış anlaşılmasın,eskiye ait,tarihi dokusu olan ,antika kokan herşeyi de ayrı bir ilgiyle severim.
Şunu kullanırım,bunu buraya koyarım gibi alışkanlıklarım yoktur.6 ayda bir evi tümden indirip,kullanmadığımız giysileri,ayakkabı ,terlik gibi gereksiz yer kaplayan ,üstelik birkaç kez giyilip kenara atılmış her şeyi , ihtiyacı olan insanlara vermesi için kızkardeşime(öğretmen olduğu için) verip okula gönderiyorum.Bazen bize eski gelen şeyler,birçokları için yeni olabiliyor.
Hele ,kablo ve çivi gibi evi ne olsa tüm atıllarla dolduran insanları hiç anlamıyorum.Babamın,30 yıl öncesinden sakladığı kabloları gördüm de,gözlerime inanamadım.Çamaşır ipi diye dahi kullanamayacağımız türden.Üstelik eli bol bir adamdır .Tedbirli diyelim o zaman.İstediği an elinin altında olsun ister her zaman.Ama aradığı zaman da,"nereye koymuştum onu" diyerek aramaya başlar.Halbuki,yenisini alıp gelse daha az zaman harcayıp,sağlam mal alıp gelecek....Hani bu işlerle uğraşan biri olsa anlarım.Asker adam,ne anlar ustalıktan...

Neyse,konuyu dağıtıp uzaklaştım asıl anlatmak istediğim mevzudan...

Bloglardan ,Eylül bahçesi bir etkinliğe evsahipliği yapıyor...
Eskileri değerlendirme etkinliği...
Ben de geçmiş senelerde yaptığım avizeyle katılmak istedim.Bu avizenin öyküsü şu:


İstediğim gibi bir avizeye rastlayamadım.Rastladıysam da fiyatlarından dolayı yanına yaklaşamadım bile...
Banyodaki duşakabin eskidiği için attım.Onun yerine banyo perdesi daha cazip geldi.Demirleriyle birlikte perdeyi alıp geldim.Ama demirin kısa parçası fazla geldi ve hemen kapının önüne koydum.Salona geçip oturdum ve tavana bakarak nasıl bir şey alabilirim diye düşünürken,birden yukarıdaki gibi bir şekil belirdi gözümün önünde.Hemen çıkıp,o demir parçasını aldım,kapıcıyı çağırdım ve kendisi demirci olduğu için,eşit aralıklarla üç yerinden deldirdim .Soluğu elektrikçide aldım.Hani kafesli seyyar lambalar var ya,işte onlardan üç tane alıp elktrikçiye bunları yerleştirmesini rica ettim.Adam şaşkın,ama ne yapsın,müşteri velinimet!
Bir yandan yapıyor,bir yandan da benim açıklama yapmamı bekliyor.
-"Salona avize yapıyorum",deyince,adamın yüz şeklini siz tahmin edin artık.
Anlattım;
-"Boncuklarla kaplayacağım tüm zemini"dedim.
Bittikten sonra görmek istediğini söyledi.
Hemen eve gidip tüm boncuklarımı masaya döktüm.Ayırdım ve onları tellere geçirdim.


8 numara şişle örmeye başladım.Kare bir parça örüp,huni şeklini verdim ve birinci lambaya diktim.Farklı renklerde iki parça daha ördüm ve diğer iki lambaya diktim.


Kapıcı,benim çılgınlıklarımı bildiği için yadırgamadan tavana astı avizemi.

Elektiriği bir açtık ki,inanılmaz güzel bir iş yaptığımı anladım.


Renk renk ışık doldu salonum...
Hemen ertesi günü gidip bir kafesli lamba daha aldım ve diğer boşluğa da yandaki ışıklandırmayı yaptım.

Biraz loş bir ışık olmasına rağmen ,çok mistik bir hava verdi salonuma...Hele aşağıdaki masama öyle uyum sağladı ki,birbirini tamamladılar.


Bu masanın öyküsü de çok hoştur.
Sıradan şeyleri sevmem ben.Çok farklı dizaynı olan eşya aradım uzun süre.Salonumdaki tüm eşyaları değiştirme kararı aldığımda,evin boyası ve sistre yaptırmanın karşılığında ustaya verdim koltuk ve masa takımımı.İstediğim gibi bir şey bulma uğruna tam 6 ay boş kaldı salonum.Oğluma yaradı,sürekli top oynadı.Biz de apartmandaki arkadaşlarla aerobik yaptık bu süre içinde...
Birgün TV'de bir belgeselde,eski kapıları tanıtıyorlardı.Bir çoğu atılmış kapıların bulunduğu bir eskiciyi gösterirken,yere yatırdıkları kapının üstüne gazete serip yemek yiyenleri görünce,hemen fırladım.Mucit Macit gibi hemen araştırma yaptım.Bu tip kapılar Topkapıda bulunurmuş.
Çağlayan yokuşunu bilenler,orada sarı bir binanın vitrininde tahta masaları görmüşlerdir.Hemen sahibiyle görüşmeye gittim.Ve bu tahtaları eski bir kapının çerçevesi olarak yapıp yapamayacağını sordum.Olumlu cevap alıp çıkarken onun atölyesinde uzun eski kapıları gördüm.Tam istediğim gibi olmasa da,bana zaman kazandıracaktı.İşte o kapıyı masa olarak kullanıyorum.Sandalye yerine de kanepe yaptırdım.Kapı oymalı olduğu için üstüne cam yaptırdım ve içine de değerli taş boncuklarımdan serpiştirdim.Ve yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz takıma sahip oldum.
Lambalarla öyle güzel bir uyum sağladı ki anlatamam.Yani bana göre çok güzel oldu,içime sinerek kullanıyorum.

Eminim ki,torunlarıma kalacak bir antika eşyaya sahip oldum.
Ve bununla ,bu etkinliğe katılmak istedim.

26 Ekim 2009 Pazartesi

Cumhuriyet'e doğru...





(Fotoğrafların üstüne tıklarsanız yazıları daha net okuyabilirsiniz.)

22 Ekim 2009 Perşembe

Adalet nerede? Ya da adalet nedir?



Dün,kızkardeşim ve arkadaşı yün almak için yüncüye gitmişlerdi.Şen şakrak halde örgü örme hayalleriyle ve coşkusuyla fırladılar evden.

O sırada bir arkadaşı örnek sormak için uğradı ve onları beklemeye başladı.

İkisi geldiler ve giderken gülümseyen yüzleri asılmış ve kaşlar birbirine girmiş vaziyette girdiler içeriye.

Ne olduğunu anlamaya çalışıyorum,ve bir yandan da gelen kadına karşı alınmış bir tavır zannedip,sevimlilikler yaparak havayı yumuşatmak için elimden geleni yapıyorum.

Ama mümkün değil!

Dayanamadım,çünkü kardeşimi çok nadir böyle görürüm.Panik atak rahatsızlığı olduğu için atak geçiriyor sandım.

-"İyi misin?"

Gelişigüzel,

-"İyiyim."dedi.

Birden aklıma gelen;

-"Kaza mı yaptın?"dedim.

-"Hayır."

-"O halde neyiniz var?"dedim"birşey olmuş,suratınız berbat" deyince ,kardeşim döküldü.

-"Kavgaya şahit olduk"dedi.

Veee ben anladım ki,kardeşimde bu işin içine girmişti....

Pınar hemen atıldı;

-"Ya,Tülay abla,bu var ya bu.15 kişinin arasına dalıyordu.Ben dükkana girdim,O da arabada bekliyordu.Birden sesler ve kargaşayı gördüm ve Funda arabayı kavganın içine sürüyordu ve sürekli kornaya basıyordu..."

Funda kapıyor lafı...

-"İnanmazsın Tülay abla,tam 15-20 kişi gencecik bir çocuğa saldırmış.Kimi tekme,kimi yumruk,kimi de sopayla çocuğu adeta linç ediyorlardı.Arabadan çıkamadım kalabalık yüzünden.Ama dikkatlerini çekmek için kornayla üstlerine doğru sürdüm.Etrafın dikkatini çekince,kalabalık çocuğu bir dükkana sokmaya çalışıyordu.Eğer o dükkana girseydi,çocuk ölmüştü.Etraftakiler kalabalığı dağıtmaya başlayınca ben fırladım.Pınar zor tuttu beni .'Deli misin sen?Biri bıçak çekse ne yapacaksın?Hemen polisi arayalım,zaten hemen karakolun bir alt sokağı'dese de ben elinden kurtulup çocuğun önüne geçmeyi planlıyordum.Yavrum ya,kanlar içinde yerde sürüklüyordu kendini.Kesin travma geçiriyordu.Sağ kalsa da bu kavgadan çok iz kalacak" derken acıyla yüzünü buruşturdu.

-"Keşke bende gelseydim.Ben de atlardım,belki yardımım olurdu."deyince,Pınar'ın gözleri dehşetle açıldı.

-"Deli misiniz siz ya?Girilir mi o kavganın içine?

-"Dava neymiş,niye dövmüşler çocuğu,öğrenebildiniz mi?"

-"Bir kıza aşk mesajı göndermiş,kızın yakınları da çocuğu yakaladıkları gibi bu hale getirmişler."

Nasıl korktum anlatamam.Çocuk 16-17 yaşlarındaymış.

Benim sırığım da 15 yaşında.Masumca bir arkadaşlık yapıp,bir kız arkadaşına aşk mesajı gönderdiğini hayal ettim ve dehşete kapıldım.

Olamaz mı? Gençler flört edemeyecekler mi?

Gerçi,olayın boyutunu bilmiyorum.Ama ne olursa olsun,onca kişi,bir kişiye bu şekilde yüklenmesini kabul edemiyorum..Birebir bir kavga olsa anlarım.Koskoca insanların,daha belki de ilk kez yaşadığı bir arkadaşlık yüzünden bir gence karşı bu kadar şiddetle yüklenmelerini anlamıyorum.

Gerçekten çok üzüldüm.Bir yandan,iyi ki orada değildim diyorum,bir yandan da keşke orada olup ona yardım edebilseydim diye düşünüyorum.

Kötü bir olay.

Çocuklarımızı uyarmalıyız.

Oğlumla bir aile toplantısı yapmalıyız....

....................................................

Bu sabah işe giderken,kardeşimin okuluna uğrayıp,nasıl olduğunu sordum.

-"Ben iyiyim de,oğlumla eşim pekiyi değiller.Akşam anlattım,çıldırdılar.Ya birşey olsaydı diye korktular.

Sabah evden çıkarken ikisi de tembihlediler ki,böyle bir olaya sakın atlamayayım diye..."dedi.

Arkasından da;

-"Herkesin karısı,kocasını tembihler,bizde de koca karısına 'dikkat et 'diyor"diyerek,bu olayı da mümkün olduğunca gülümseyerek kapatmamıza sebep oldu.

Çocuktan haber almam gerek....

Fotoğraf,internetten....